İşe İade Davalarında Arabuluculuk Süreci

Giriş

 

İş Kanunu’nun 18, 19, 20 ve 21. maddeleri uyarınca; işyerinde en az 30 işçi çalışması, işçinin en az 6 aylık kıdeme sahip olması ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması halinde işçi “iş güvencesi hükümlerinden” yararlanabilir.

 

Peki nedir bu iş güvencesi?


Kural olarak, işçinin iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedilmesi halinde işçi lehine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları doğar. Ancak iş güvencesi kapsamındaki işçiler bakımından bunlara ek olarak, iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedilmesi halinde;

 

  • İşe iade talep etme,
  • En çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar,
  • İşverenin işçiyi işe başlatmaması halinde 4 ile 8 aylık işe başlatmama tazminatı

 

talep etme hakkı da bulunmaktadır.
Bu nedenle, İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu haklar “iş güvencesi hükümleri” olarak anılmaktadır.

 

İşe İade Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

 

Evet, zorunludur.


7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 gereğince, nasıl ki işçi kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları bakımından dava şartı arabuluculuk sürecine başvurmak zorundaysa, aynı şekilde işe iade davası açmadan önce de zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi gerekmektedir.


Aksi halde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir.

 

Arabuluculuğa Ne Zaman Başvurulmalıdır?

 

İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde (İşK m.20/1) zorunlu arabuluculuk başvurusu yapmak zorundadır.

 

Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla süre geçirildiğinde, arabuluculuk başvurusu yapılsa dahi işe iade davası süre yönünden reddedilecektir.Hakim bu hususu kendiliğinden dikkate almak zorundadır.

 

İhbar Öneli Verilmesi Durumunda 1 Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

 

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri şudur:

 

  • İşçiye fesih bildirimi yapılır,
  • Ardından işçiye kıdemine göre ihbar süresi tanınır (örneğin 4, 6, 8 hafta),
  • İşçi, fiilen işten ayrıldığı tarihi esas alarak arabuluculuğa daha geç başvurur.

 

Oysa Kanun hükmü ve Yargıtay uygulaması açıktır:

 

İhbar öneli verilmiş olsa dahi 1 aylık hak düşürücü süre, fesih bildiriminin işçiye tebliği ile başlar.

 

Bu nedenle işçi, “fiilen işten ayrıldığı” tarihi değil, fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarihi esas almalıdır.

 

Bu süreçte hata yapılmaması için fesih bildirimi alındığında mutlaka alanında uzbir avukattan destek alınması, iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağınızın belirlenmesi ve 1 aylık hak düşürücü süre geçmeden arabuluculuk başvurusunun tamamlanması önemle tavsiye edilir.

 

Arabuluculuk Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

 

Arabuluculuk sürecinin bir avukat aracılığıyla yürütülmesi çoğu zaman işçi lehine önemli avantajlar doğurur. Çünkü:

 

  • Talep edilen alacak kalemlerinin doğru ve eksiksiz şekilde dile getirilmesi,
  • Bu taleplerin son tutanakta yer almasının sağlanması,
  • Tarafların anlaştığı veya anlaşamadığı konuların eksiksiz zapt altına alınması

 

sonraki dava süreci açısından kritik öneme sahiptir.

 

Arabuluculuk sürecinde temel talep işe iade olmakla birlikte;

 

  • Boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar,
  • İşe başlatmama tazminatı,

 

tutanağa geçirilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda işçiyi korur.

 

Keza, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde işçi, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde işe iade davası açmalıdır. İş Kanunu’nun 20/1. maddesi gereğince bu süre de hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla söz konusu süre geçirildikten sonra açılacak işe iade davası, mahkeme tarafından dava şartı yokluğu nedeniyle kesin olarak reddedilecek olup, işçinin işe iade talep hakkı tamamen ortadan kalkacaktır. Bu nedenle arabuluculuk sonrası iki haftalık sürenin titizlikle takip edilmesi son derece önemlidir.

 

Sonuç Olarak

 

İşe iade süreçleri; fesih bildiriminin geçerliliği, hak düşürücü sürelerin titizlikle takip edilmesi, arabuluculuk aşamasında taleplerin doğru şekilde tutanağa geçirilmesi ve işverenin ileri sürdüğü fesih nedenlerinin hukuki geçerliliğinin değerlendirilmesi gibi pek çok teknik aşamadan oluşmaktadır. Hem işçi hem işveren açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bu süreçte yapılacak küçük hatalar dahi işe iade hakkının kaybına veya işçi aleyhine maddi yükümlülüklere yol açabilmektedir. İşe iade davasına yönelik bu gibi birçok incelik bulunmakta olup sürecin alanında uzman bir avukatla yürütülmesinin oldukça önemli olduğunu belirtmekte fayda görüyoruz.

 

Cart (0 items)